At The World End.

At The World End.

The World is Dying! And I Cannot Do Nothing For Saving World..

24/9/2009
Kategori: Yasamin I_inden

OH BE!

yeni okulumda öğleciymişim! vah üzüldüm vah üzüldüm zııırt!

evet.. sevindim.. sabahları istediğim kadar sesi açıp müzik dinleyebilirim, televizyondaki çizgifilmleri kaçırmam falan... iyi oldu ama sabahçı olmayı içten içe istiyodum=)..

sabah okula gittik bir kaç 8. sınıfa 7G nerde diye sorduk herkes farklı yerleri gösterdi. sonra annem bir kaç öğretmen gördü, onlara sordu hepsi öğleci dediler...

neyse önceki yazımda akışılı yoğunluğunun yeni okulumda olduğunu yazmayı  unutmuşum.. EVET ÖYLE! ayy bi gittim önüme gelen of of of-değil tabikide! tektük ama cıss!

neyse..

 

İYİ GÜNLER 

SAYGILAR

MAS.

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Internet Explorer İnsanı!

4/9/2009
Kategori: Yasamin I_inden

selam Internet Explorer insanı!

perilere inanır mısınız?

ben inanıyorum...

vampires wolfs shape-shifters fairies ufos

anyways..

en başta söze "selam Internet Explorer insanı!"diye başlamamın nedeni nedir bilir misiniz?

sebebi, artık Opera kullanışımdır!

ve Pişman DEĞİLİM!

Yine olsa Yine yaparım LAAN!

Internet Explorer kalksın!!!

 

vee artık kendim yazıyorum buraya..

bu ne demek?

artık alıntılar olmayacak, bol bol yazım hatası falan olucak..

yalnız, perilerle ilgili bi şeyler koyarım heralde..

 

bu arada uyku düzenim yeniden geliyoo!

annemin sözünü dinliyorum kaardeşim!

 

Sizi de  Opera'nın getirdiği mutlulukla bloğuma gelmenizi dilerim.

iyi günler, hayırlı Ramazanlar..

bu yazının en kısa yazı olması dileğiyle...

elveda Internet Explorer insanı.

Sizi hala seviyorum

saygı sevgilerimle.

Mas.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Dost!

25/8/2009

 

 

 

 

 

Karıncaya sormuşlar; '' nereye gidiyorsun?'', '' dostuma'', demiş. ''Bu bacaklarla zor''  demişler. Karınca; '' olsun, varamasam da yolunda ölürüm'' demiş.. Yolunda ölünecek dostlara...


 

Farkında olmayabilirsin ama %100 doğru: 
 
1. Bu dünyada uğrunda ölebileceğin en az iki kişi vardır. 
2. En azından 15 kişi öyle ya da böyle seni seviyordur. 
3. Herhangi birinin senden nefret edebilmesinin tek sebebi, aslında sadece senin gibi olmak istemesidir. 
4. Senden gelecek bir gülümseme bazılarına mutluluk getirebilir, o senden hoşlanmasa bile. 
5. Her gece, birisi uykuya dalmadan önce seni düşünüyor. 
6. Birisi için dünyalara bedelsin. 
7. Çok özel ve teksin düşüncesinde ki arkadaşlarını unutma 
8. Varlığını bile bilmediğin biri seni seviyor.  
9. Hayatındaki en büyük hatayı yaptığın zamanda bile, ondan hayırlı birşey çıkar. 
10. Ne zaman dünya sana sırtını dönmüş gibi hissedersen, dön ve bir daha bak. SANMA Kİ DERT SADECE SENDE VAR..
11. Her zaman aldığın iltifatları hatırla. Kaba sözlerin hepsini unut. 
  
Eğer sevgi dolu bir arkadaşsan bunu herkese gönder, sana gönderen de dahil.

Eğer geri alırsan demek ki gerçekten seviliyorsun. .

Ve hep hatırla.... 

İyi arkadaşlar yıldızlar gibidir, onları her zaman göremeyebilirsin ama orada olduklarını bilirsin.

'Bir dosttan tek bir gül ve güzel bir sözü ben onunlayken almayı,

öldükten sonraki bir kamyon dolusu çiçeğe tercih ederim.'

HER ZAMAN YANIMDA OLMASINI İSTEDİĞİM İNSANLARA...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Mitolojik Efsaneler(cıss-9)

15/8/2009

Griffonlar;

Aiskhylos'un Prometheus'unda (804) ve Herodot tarihinde (III, 116 ve IV, 13) sözü geçen efsanelik kuşlara yun. "Gryps", batı dillerinde de "Griffon" adı verilir. Aiskhylos bu yaratıkları "havlamaz, uzun gagalı, kanatlı köpekler" olarak tanımlar. Başka bir söylenceye göre, gövdeleri aslan gövdesidir. Bu yaratıklar Hyperboreliler ülkesinde, İskitlerin elinde bulunan kutsal altınlara bekçilik etmektedirler.

Oralarda bulunan tek gözlü Arimaspes adlı boy bu altınları almak için Griffon'lara saldırırlar. Aiskhylos'a göre Griffon'lar Zeus'un kutsal yaratıkları, başka bir geleneğe göre Apollon'un bekçi köpekleridir.

Başka bir efsaneye göre Griffon'lar Hindistan'ın kuzeyinde bulunan çöllerde altın arayıcılarına karşı koymaktadırlar, çünkü yuvalarını altın madenlerinin bulunduğu dağların eteklerine kurmuşturlar.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Mitolojik Efsaneler(cıss-8)

15/8/2009

Dünya'nın Oluşumu;

Yunan Mitolojisi "Başlangıçta kaos vardı" der. Daha sonra bu kaostan Gaia oluşmuştur, yani toprak, başka bir deyişle "Toprak Ana". Hesiod der ki, "Gaia'dan gökyüzü yükseldi", yani Uranos. Gökyüzü, yani Uranos; toprağın, yani Gaia'nın hem oğlu hem eşi oldu. O zamanlarda, gökyüzü ve yeryüzü birbirine o kadar yakındı ve birbirlerine öyle büyük bir aşkla sarılmışlardı ki, aralarındaki sınır ayırt edilemezdi.

Bereketli, yeşil Gaia, Uranos'un yağmurlarıyla ıslanınca, Eros ortaya çıktı; yaratıcı aşkın ruhu. Eros, bir varlıktan çok, Gaia'nın ruhu olarak tanımlanır; yeryüzü ve gökyüzünü birlikte kılan bir güç.

Gaia ve Uranos'un kucaklaşmasıyla ilk varlıklar oluşmaya başladı. Gaia, Uranos'un kolları arasında mutlulukla kıpırdandığında, narin, yeşil, yumuşak tepeler oluştu ve Gaia bu tepelerden Titanları doğurdu; düşünme yeteneğine sahip ilk varlıkları. Titanlardan sonra Gaia, yüz kollu, dev canavarlar doğurdu. Babaları Uranos onları görür görmez nefret duydu, iğrendi ve toprağın içine geri itti. Gaia acıyla kıvranıyordu, bu kıvranmalardan yeryüzündeki büyük taşlık dağlar oluştu. Ancak Uranos, Gaia'ya eziyet etmekten vazgeçmiyordu.

Gaia, acı içinde ilk çocukları olan Titanlar'a seslendi. Babaları ve yarı kardeşleri olan Uranos'a karşı kendisiyle birlik olmalarını istedi. Ancak Titanların hemen hepsi Uranos'tan ölesiye korkuyorlardı; Gaia'nın yardım çağrısına karşılık vermediler. Ancak içlerinden biri, Cronus, annesine yardım edeceğini belirtti. Titanların en cesuru olan Cronus, annesine yardım edip babasını saf dışı bıraktıklarında Evren'in idaresinin kendisine geçeceğini sezinliyor olmalıydı.

Bunun üzerine Gaia, Cronus'un pençeye benzeyen güçlü elleri için demiri yarattı. Yerden biten bu demiri çakıl taşıyla biledi, bir orak haline getirdi ve Cronus'a verdi. "Bununla babanı hadım edeceksin!" dedi. Cronus orağı aldı, ve gece olduğunda uykuya çekilen babasının üzerine atıldı ve onu hadım etti. Böylece gökyüzü, sonsuza dek yeryüzünden ayrılmış oldu, artık dünyaya hükmedecek hükümdarların, toprağa ayak basmaları gerekecekti; gökyüzünden yeryüzüne hükmetmek olanaksızlaşmıştı.

Babasının erkeklik organını kesen Cronus, ardına bile bakmadan oradan uzaklaştı. Kesilmiş erkeklik organından toprağa damlayan kanlardan yeni varlıklar doğdu. İlkin, İntikam Tanrıçaları Erinysler doğdu. Bu tanrıçalar, birçok söylencede yer almış olan korkunç yaratıklardır. "Suçluları kovalayıp duran bir nevi mitolojik polistirler" diye anlatır onları bir yazar.

Uranos'un kesilmiş erkeklik organından damlayan ikinci kan damlalarından Gigantlar doğdular. Yeryüzü görünümündeki Gaia, gökyüzü görünümündeki Uranos, fiziksel özellikleri pek bilinmeyen ancak insan görünümünde olduklarını düşünülen Titanlar ve yüz kollu devlerden sonra; Gigantların dış görünüşleri pek garipti. İnsanlara benzer bir yapıları vardı ancak vücutlarının alt kısmında yılan biçimli bir kuyruk bulunuyordu. İki ayakları üzerinde duruyorlar ancak sürüngen özellikleri de gösteriyorlardı.

Organ uçtu ve sonunda suya düştü. Üzerinde bulunan spermler tuzlu deniz suyu ile birleşti ve bir köpük oluşturdu. Bu köpük Kıbrıs Kıyıları'nda karaya vurdu ve içinden güzeller güzeli Aşk Tanrıçası Aphrodite çıktı. Aphrodite, göğün kızıdır ve ilk tanrıçalardan biridir. Roman mitinde kendisine Venüs ismi verilmiştir; sabah ve akşam yıldızı olarak görünmüştür.

Uranos hadım edilip, kesik organından Erinysler, Gigantlar ve Aphrodite doğduktan sonra, Cronus tahta geçmiş oldu. Ancak Cronus'un babasından daha da zalim bir tanrı olacağını kimse bilemezdi. Yüz kollu dev kardeşlerini kurtaracağı yerde onları daha da derinlere, Tartaros'a itti.

Tartaros, Yeraltı Dünyası'nın en derin, en korkunç, en karanlık yeridir ve Homeros tarafından "Tartaros'un yeraltı dünyasına olan uzaklığı, dünyanın gökyüzüne uzaklığı kadardır." diye tanımlanır. Oraya düşmek, bir varlığın başına gelebilecek en kötü şeydir.

Cronus, kendisine ayak bağı olacaklarını düşündüğü kardeşlerini Tartaros'a hapsettikten sonra keyfine baktı ve kardeşi Rhea'yı kendisine eş olarak aldı. Fakat hayal kırıklığına uğramış olan Gaia, Cronus'un ihanetine bir kehanetle yanıt verdi ve Cronus'un keyfini kaçırdı: "Babana yaptıklarının aynısını günün birinde çocuklarından biri de sana yapacak".

Rhea, Cronus'a bir sürü çocuk doğurdu. Böylece eski Yunan Tanrıçaları ve Tanrıları birer birer ortaya çıktılar. Cronus, annesinin kehanetinden korkuyor, Rhea doğurdukça çocukları yutuyordu. Rhea, bu durumdan elbette hoşnut değildi ancak, günün birinde doğacak çocuğunu sever de kıyamaz, yutamaz umuduyla doğurmaya devam ediyordu. Ancak Cronus akıllanacağa benzemiyordu. Oysa Rhea'nın sabrı tükenmişti, yine hamileydi ve bu sefer doğacak çocuğunu Cronus'un midesine göndermeye hiç niyeti yoktu. Annesi Gaia'dan akıl aldı, ve onun öğüdüne uyarak çocuğunu dağlık bir yere gidip doğurdu ve oğlunu keçi sütü ile besledi. Sonra da onu Kuretler'e verdi.

Kuretler, o dağlık bölgede yaşayan küçük tanrıcıklardı, ama neden tanrıydılar, ne gibi tanrısal özelliklere sahiptiler bilinmemektedir. Kuretler, eğer Cronus oralara yaklaşacak olursa korkunç sesler çıkarıp bebeğin sesini duymamasını sağlayacaklarına söz verdiler. Sonra Rhea, yerden bir kaya parçası aldı, onu battaniyelere sardı ve yutması için Cronus'a sundu. Cronus'un gözü öylesine dönmüştü ki battaniyeyle beraber yuttu kayayı. Rhea'nın bir sonraki doğumuna kadar rahatlamıştı. Ancak Rhea bir daha doğurmadı.

Aradan yıllar geçti, Zeus büyüdü, genç ve kuvvetli bir tanrı oldu. Günün birinde Metis'e, Akıllı ve Bilge Peri'ye rastladı. Zeus, ona aşık oldu. Metis'e hayatını anlattı. Babasının çılgınlıklarından, yeraltına hapsedilmiş kardeşlerinden bahsetti. Metis, öğrendikleri karşısında kayıtsız kalamadı ve Zeus'a yardım etmeye karar verdi. Hemen büyülü bir iksir hazırladı ve babasına içirmesini tembihleyerek bunu Zeus'a verdi. Zeus, babasının sarayına saki olarak bir şekilde kendisini kabul ettirdi ve şarabına büyülü iksiri karıştırıp içirmeyi başardı. İksir hemen etkisini gösterdi, Cronus birer birer yuttuğu çocuklarını kusmaya başladı.

Çocukları, Cronus'un midesinden çıktıktan sonra babalarının karşısına dikildiler: Ocak ve Ev Düzeni Tanrıçası Hestia, kolunda bir demet başak ile tasvir edilen Bereket Tanrıçası Demeter, evliliğin koruyucusu Hera, Yeraltı Dünyası'nın tanrısı Hades ve Denizler Tanrısı olan Poseidon. Hepsi de Zeus'un önderliğinde babalarına karşı birleştiler ve şiddetli bir savaş başladı.

Zeus, Tartaros'tan yüz kolluları çıkardı. Onlar da kendilerini esaretten kurtaran Zeus'a minnettarlıklarını bildirmek için onun yanında savaştılar. Hatta Zeus'a şimşekli silahlar armağan ettiler. Böylece savaş, Zeus ve kardeşlerinin üstünlüğü ile sona erdi, Bu savaşın 10 yıl kadar sürdüğü söylenir. Cronus, Zeus ile anlaşmaya razı olmuş, iktidarı devredip Mutlular Adası'na, kader ve kısmete yön vermek üzere atanmıştır.

Cronus altedilince, Zeus önderliğinde yepyeni bir düzen kurulmuştur. Zeus, kendisini "Gökyüzü'nün ve Yeryüzü'nün Tanrısı", Poseidon'u "Denizlerin ve Irmakların Tanrısı", Hades'i "Yeraltı Dünyası'nın Tanrısı" ilan edip, zirvesi devamlı bulutlarla kaplı olan Olympos Dağı'na yerleşti. Kendisine karşı gelen Titanlar'ı Tartaros'a kapatarak cezalandırdı. Ancak birer Titan oldukları halde kendisine başkaldırmayan Prometheus ve Epimetheus kardeşleri "İnsanın Yaratılışı" nda görevlendirdi. Savaşta diğer Titanlar'ın başında bulunan Atlas ise en büyük cezayı, Yerküre'yi omuzlarında taşıma cezasını aldı.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı